|
Tweet |
İKİ ÖĞÜN YİYEMEYEN BİR TOPLUMA NE ANLATILIR?
Çetinkaya, sağlıklı gıdaya ulaşamayan, günde iki öğün dahi beslenemeyen milyonlarca insanın bulunduğunu belirterek, “Bir çay, bir simit hesabıyla insanları ne kadar yaşatabilirsiniz? Bu söylem yıllardır yanlıştı, bugün daha da yanlış” dedi.
Domatesin 80–100 lira bandında, peynirin 300 liranın çok üzerinde, bazı bölgelerde 700 liraya kadar çıktığını hatırlatan Çetinkaya, mutfak enflasyonunun resmi rakamlarla örtüşmediğini vurguladı. “Gerçeklik başka, açıklanan oranlar başka. Eğer temel gıda maddeleri alınamıyorsa ortada ciddi bir yönetim sorunu vardır” ifadelerini kullandı.
ENFLASYON RAKAMLARI SOFRAYI DOYURMUYOR
Resmi enflasyon oranları ile vatandaşın yaşadığı gerçek enflasyon arasında büyük fark bulunduğunu belirten Çetinkaya, mutfak enflasyonunun çok daha yüksek seyrettiğini söyledi. “Rakamlarla oynayabilirsiniz ama pazardaki fiyatı değiştiremezsiniz. Realite ortadadır” dedi.
Türkiye’nin tarım ve hayvancılık geçmişine rağmen et, süt ve peynir fiyatlarının erişilemez hale gelmesinin kabul edilemez olduğunu ifade eden Çetinkaya, nüfusun önemli bir bölümünün düzenli et tüketemediğine dikkat çekti.
PALYATİF DEĞİL, YAPISAL ÇÖZÜM
Askıda ekmek, yardım kolileri ve dönemsel desteklerin sorunu kalıcı biçimde çözmeyeceğini belirten Çetinkaya, “Bu işler palyatif tedbirlerle düzelmez. Toplu kalkınma gerekir. Toplu kalkınmanın temeli de üretimden geçer” dedi.
Türkiye’nin realist ve pragmatik politikalara ihtiyaç duyduğunu ifade eden Çetinkaya, ekonomik yönetimde gerçekçi adımlar atılmadığı sürece fakirleşmenin derinleşeceğini belirtti.
“Bir ülkede temel gıda maddeleri sofraya giremiyorsa, sorun yalnızca fiyat değildir; sistem sorunudur” diyen Çetinkaya, çözümün üretimi artıran, tarımı ve sanayiyi güçlendiren, gelir dağılımını iyileştiren politikalarla mümkün olacağını vurguladı.