|
Tweet |
“EKOLOJİ BOZULDUYSA BAĞIŞIKLIK DA BOZULUR”
Yurt dışındaki gözlemlerini paylaşan Aşkar, “Türkiye’de iki günde bir ateşlenen, sürekli hastalanan çocuğum yurt dışına geldiğimizden beri bir kez bile aynı tabloyu yaşamadı. Bu tesadüf olamaz. Demek ki çevresel, beslenmeye dayalı ya da sistemsel bir sorun var. Bunu araştırmak gerekir” dedi.
Çevre kirliliği, gıda kalitesi ve stres faktörlerinin bağışıklık sistemi üzerindeki etkilerine dikkat çeken Aşkar, sağlığın yalnızca hastane duvarları içinde korunamayacağını vurguladı.
“MECLİS HALKIN SAĞLIĞI İÇİN VAR”
Siyasetin hayatın her alanına dokunduğunu belirten Aşkar, “Sağlık konuşuyoruz, ucu siyasete dayanıyor. Eğitim konuşuyoruz, yine siyaset. Ekmeği konuşuyoruz, yine siyaset. Çünkü kararları verenler orada. O vekiller halkın iradesiyle seçildi. Halk için çalışmak zorundalar” ifadelerini kullandı.
Toplumda korku ikliminin sağlıksız bir ortam oluşturduğunu belirten Aşkar, demokratik tartışma zemininin güçlenmesi gerektiğini söyledi.
“BESLENME ÇÖZÜLMEDEN SAĞLIK DÜZELMEZ”
Aşkar, sağlığın temelinin beslenme olduğunu vurgulayarak, “İnsanlar artık beslenemiyor, sadece karnını doyuruyor. Peynir, süt, et birçok aile için lüks haline gelmişse, bağışıklık sisteminin güçlü olmasını bekleyemeyiz” dedi.
Fast food eleştirilerinin gerçekçi olmadığını belirten Aşkar, “İnsanlar sağlıklı beslenmiyor değil; sağlıklı beslenemiyor. Çünkü ekonomik şartlar izin vermiyor” ifadelerini kullandı.
“İNSANLAR HASTALANMASIN DİYE MÜCADELE EDİYORUZ”
Emekliler, asgari ücretliler ve dar gelirli ailelerin yaşadığı zorluklara dikkat çeken Aşkar, sağlık politikalarının sosyal adaletle birlikte ele alınması gerektiğini belirtti.
“Biz hekimler kimsenin hasta olmasını istemeyiz. İnsanlar sağlıklı, huzurlu ve güçlü olsun isteriz. Sağlıklı toplum için önce adil düzen, sonra güçlü sağlık sistemi gerekir” diyerek sözlerini tamamladı.