Bugun...



Dr. Özcanlı: İnternetten Görülen Her Cilt Lekesine Aynı Serum Sürülemez - GÜNDEM - İnternetin Ajansı

Dermatoloji ve Kozmetoloji Uzmanı Dr. Çağnur Özcanlı, sosyal medyada “leke serumu” adı altında sunulan ürünlerin her pigmentasyon problemine aynı şekilde çözüm olamayacağını belirterek, ciltte görülen kahverengi veya koyu renkli alanların birbirinden farklı nedenlerle ortaya çıkabileceğine dikkat çekti.

facebook-paylas
Tarih: 05-10-2026 15:30

Dr. Özcanlı: İnternetten Görülen Her Cilt Lekesine Aynı Serum Sürülemez - GÜNDEM - İnternetin Ajansı


Melazma, akne sonrası gelişen postinflamatuar hiperpigmentasyon ve güneşle ilişkili pigment değişikliklerinin hasta tarafından birbirine benzetilebildiğini belirten Özcanlı, “Aynada iki kahverengi leke görüyoruz diye ikisinin de aynı hastalık olduğunu düşünemeyiz. İnternetten görülen her cilt lekesine aynı serum sürülemez. Dermatolojide lekenin renginden önce nedenini anlamamız gerekir.” dedi.

“LEKE” BİR TANI DEĞİLDİR

Hastaların sıklıkla “Yüzümde leke var, ne kullanmalıyım?” sorusuyla başvurduğunu belirten Özcanlı, “leke” kelimesinin günlük kullanımda çok geniş bir grubu ifade ettiğini söyledi.

Özcanlı şunları söyledi:
“Melazma bir pigmentasyon problemidir. Akne iyileştikten sonra kalan koyuluk başka bir süreçtir. Güneşle ilişkili lentigolar farklıdır. Ayrıca hastanın yalnızca kozmetik leke sandığı bir oluşum dermatolojik açıdan değerlendirilmesi gereken başka bir lezyon olabilir. Bu nedenle önce tanı, sonra tedavi diyoruz.”

Amerikan Dermatoloji Akademisi (AAD), koyu lekelerin akne, yara veya cilt irritasyonu sonrasında gelişebileceğini; melazmanın ise güneş ışığı, hormonlar ve başka faktörlerle ilişkili ayrı bir pigmentasyon problemi olduğunu belirtiyor. 

MELAZMA İLE AKNE LEKESİ AYNI ŞEY DEĞİL

Özcanlı, özellikle sosyal medyada farklı pigmentasyon problemlerinin tek başlık altında “güneş lekesi” olarak anlatılmasının yanlış tedavi beklentisine yol açabildiğini söyledi.

“Melazmada çoğunlukla yüzde belirli dağılım gösteren pigmentasyon alanları görürüz. Postinflamatuar hiperpigmentasyonda ise akne, tahriş veya başka bir inflamatuar süreç sonrasında koyuluk gelişebilir” diyen Özcanlı, tedavi yaklaşımının da buna göre değişeceğini vurguladı.

AKNE GEÇTİKTEN SONRA KALAN HER İZ “AKNE SKARI” DEĞİLDİR

Sivilce sonrasında kalan kahverengi alanlarla çukur veya kabarık akne izlerinin de birbirinden ayrılması gerektiğini belirten Özcanlı, bu ayrımın tedavi açısından önemli olduğunu söyledi.

Özcanlı, “Hasta ‘Akne izim var’ diyor ama muayenede gördüğümüz bazen deride yapısal bir skar değil, akne sonrasında gelişen renk değişikliği oluyor. Bazen de ikisi birlikte bulunabiliyor. Pigmentasyonla skarı aynı yöntemle tedavi etmeye çalışamayız.” dedi.

SOSYAL MEDYADAKİ ÖNCE-SONRA FOTOĞRAFI TANI KOYMAZ

İnternetteki ürün tanıtımlarında kullanılan önce-sonra görüntülerinin kişinin kendi lekesinin türünü belirlemesi için yeterli olmadığını ifade eden Özcanlı, benzer görünen lekelerin farklı nedenleri olabileceğini vurguladı.

Özcanlı, “Sosyal medyada kendi lekesine benzeyen bir görüntü bulan kişi, ‘Demek ki bende de aynısı var’ diyerek ürünü satın alabiliyor. Dermatolojide yalnızca görüntü benzerliği üzerinden tanı koyamayız. Aynı renkte görünen iki lekenin biyolojik nedeni farklı olabilir.” dedi.

“ARKADAŞIMIN LEKESİNİ GEÇİRDİ” BİLİMSEL REÇETE DEĞİLDİR

Bir kişide fayda sağlayan ürünün başka bir kişide aynı sonucu vermesinin beklenmemesi gerektiğini belirten Özcanlı, cilt tipi, pigmentasyonun nedeni, kullanılan diğer ürünler ve güneş maruziyeti gibi birçok faktörün sonucu etkileyebileceğini söyledi.

Özcanlı, “Arkadaşınızın veya bir influencerın kullandığı serum onun cildinde fayda sağlamış olabilir. Bu deneyim sizin tanınızı belirlemez. Cilt bakımında kişisel deneyimle tıbbi kanıtı birbirinden ayırmamız gerekiyor.” dedi.

LEKEYİ AÇMAYA ÇALIŞIRKEN DAHA FAZLA LEKE OLUŞABİLİR

Özcanlı, özellikle yüksek konsantrasyonlu asitler, peelingler ve farklı aktif maddelerin kontrolsüz kullanımının ciltte tahrişe yol açabileceğine dikkat çekti.

“İşin ironik tarafı şu: Hasta lekesini geçirmek için ürün kullanıyor, ürünü fazla veya yanlış kullandığı için cildini tahriş ediyor ve ardından yeni pigmentasyon problemiyle karşılaşabiliyor” diyen Özcanlı, özellikle pigmentasyona yatkın ciltlerde agresif uygulamalardan kaçınılması gerektiğini söyledi.

AAD de cildi tahriş eden ürünlerin bazı kişilerde yeni koyu lekelerin oluşmasına neden olabileceğini bildiriyor. 

MELAZMADA TEDAVİ KADAR KORUNMA DA ÖNEMLİ

Melazmada yalnızca leke açıcı ürünlere odaklanmanın eksik bir yaklaşım olduğunu belirten Özcanlı, güneşten ve uygun kişilerde görünür ışıktan korunmanın tedavi planının önemli bir parçası olduğunu söyledi.

Özcanlı, “Hasta çok güçlü bir leke ürünü arıyor ama güneşten korunmayı ihmal ediyor. Oysa özellikle melazmada tetikleyicileri kontrol etmeden yalnızca pigmenti açmaya çalışmak yeterli olmayabilir.” dedi.

AAD, melazmanın güneş ışığıyla kötüleşebildiğini ve görünür ışığın da özellikle daha koyu cilt tonlarında melazmayı artırabileceğini belirtiyor. Kurum, geniş spektrumlu SPF 30 veya üzeri korumanın yanında demir oksit içeren renkli güneş koruyucuların görünür ışığa karşı ek koruma sağlayabileceğini bildiriyor. 

HER LEKEYE C VİTAMİNİ, HER LEKEYE ASİT YAKLAŞIMI DOĞRU DEĞİL

C vitamini, azelaik asit, retinoidler ve farklı asitlerin pigmentasyon alanında gündeme gelebildiğini belirten Özcanlı, bir içeriğin bilimsel kullanım alanının bulunmasının herkesin aynı ürünü kullanması gerektiği anlamına gelmediğini söyledi.

Özcanlı, “Burada ‘hangi içerik daha güçlü?’ yarışından önce ‘hangi hastalığı tedavi ediyoruz?’ sorusunu cevaplamamız gerekiyor. Tanıyı bilmeden ürün seçmeye çalışmak tedaviyi tersinden kurmaktır.” dedi.

PAHALI LEKE SERUMU DOĞRU TANIYI SATIN ALMAZ

Özcanlı, kozmetik ürünlerin fiyatının doğru tedavinin garantisi olmadığını vurgulayarak, hastaların yüksek fiyatlı ürünlerden otomatik olarak daha güçlü sonuç beklememesi gerektiğini ifade etti.

“Bir seruma yüksek ücret ödemek, o ürünün sizin pigmentasyon tipiniz için doğru olduğu anlamına gelmez” diyen Özcanlı, “Bazen en büyük tasarruf gereksiz ürünü hiç satın almamaktır.” dedi.

YENİ ÇIKAN LEKEYE HEMEN KOZMETİK İŞLEM YAPTIRMAYIN

Özcanlı, özellikle yeni ortaya çıkan, büyüyen, şekil veya renk değiştiren oluşumların yalnızca estetik problem olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı.

“Yeni bir kahverengi oluşum gördüğümüzde ilk sorumuz ‘Hangi lazer bunu siler?’ olmamalı” diyen Özcanlı, “Önce bunun ne olduğunu bilmemiz gerekiyor. Dermatolojik değerlendirme yapılmadan lezyonu ortadan kaldırmaya çalışmak doğru yaklaşım değildir.” ifadelerini kullandı.

BENİ “GÜNEŞ LEKESİ” SANMAK GECİKMEYE NEDEN OLABİLİR

Ciltteki pigmentli oluşumlarda kişinin kendi kendine tanı koymasının sakıncalı olabileceğini belirten Özcanlı, özellikle değişiklik gösteren benlerin değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Özcanlı, “Her kahverengi nokta tehlikeli değildir; insanları gereksiz yere korkutmayalım. Ancak her kahverengi noktayı da kozmetik güneş lekesi kabul edemeyiz. Yeni ortaya çıkan veya değişen bir oluşum varsa dermatolojik değerlendirme gerekir.” dedi.

İNTERNETTEKİ FOTOĞRAF ARAMASI DERMOSKOPİNİN YERİNİ TUTMAZ

Özcanlı, vatandaşların ciltlerindeki oluşumların fotoğraflarını internette aratarak veya yapay zekâ uygulamalarına yükleyerek kesin tanıya ulaşmaya çalışmalarına karşı da uyardı.

“Teknoloji sağlık okuryazarlığı açısından yardımcı olabilir ancak telefon ekranından kendi kendimize kesin dermatolojik tanı koyamayız” diyen Özcanlı, “Gerektiğinde klinik muayene ve dermoskopik değerlendirme yapılması çok daha farklı bir süreçtir.” dedi.

LEKE TEDAVİSİ SABIR İSTER

Pigmentasyon tedavisinde gerçekçi beklenti oluşturmanın önemli olduğunu belirten Özcanlı, sosyal medyadaki “7 günde lekesiz cilt” gibi vaatlerin bilimsel tedavi sürecini yanlış yansıtabileceğini söyledi.

Özcanlı, “Pigmentasyonun türüne ve kişiye göre tedavi süresi değişebilir. Hastanın birkaç gün içinde sonuç alamadığı için sürekli ürün değiştirmesi veya daha agresif uygulamalara yönelmesi cildi gereksiz yere zorlayabilir.” dedi.

LEKENİN RENGİ KADAR HİKÂYESİNİ DE SORUYORUZ

Dermatolojik değerlendirmede pigmentasyonun ne zaman başladığı, güneşle ilişkisi, öncesinde akne veya tahriş bulunup bulunmadığı, kullanılan kozmetik ürünler ve başka faktörlerin önemli olabileceğini belirten Özcanlı, “Dermatolog yalnızca lekeye bakmaz, lekenin hikâyesini de dinler.” dedi.

Özcanlı, “Ne zaman çıktı? Öncesinde sivilce var mıydı? Yazın koyulaşıyor mu? Yeni bir ürün kullandıktan sonra mı başladı? Değişiyor mu? Bütün bunlar bizim için değerlidir. Çünkü doğru tedavinin kapısını doğru tanı açar.” ifadelerini kullandı.

ÖZCANLI: ÖNCE LEKENİN ADINI KOYALIM, SONRA SERUMU KONUŞALIM

Dermatoloji ve Kozmetoloji Uzmanı Dr. Çağnur Özcanlı sözlerini şöyle tamamladı:
“Cildimizde gördüğümüz her koyu alan aynı nedenle oluşmaz. Melazmayı, akne sonrası pigmentasyonu, güneşle ilişkili lekeleri ve değerlendirilmesi gereken diğer pigmentli oluşumları aynı kozmetik başlığın içine koyamayız. İnternette gördüğümüz bir serumun başka bir kişide işe yaraması bizim için doğru tedavi olduğu anlamına gelmez. Özellikle yeni ortaya çıkan, büyüyen veya değişen oluşumlarda önce dermatolojik değerlendirmeyi düşünelim. Cildimizi açmaya çalışırken tahriş edip yeni pigmentasyon oluşturmayalım. Önce lekenin adını koyalım, sonra hangi tedavinin gerektiğini konuşalım. Çünkü dermatolojide doğru ürünün başlangıç noktası doğru tanıdır.”




Kaynak: 22haber.com.tr




Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ

Edirne Belediyesi'nin Çalışmalarını Beğeniyor-musunuz?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI