|
Tweet |
DİN İKTİDAR ARACI DEĞİL, AHLAK REHBERİDİR
İslam tarihine atıfta bulunan Çevik, ilk dönem yönetim anlayışında iktidarın bir saltanat değil, sorumluluk olarak görüldüğünü ifade etti. “İlk dönemlerde yöneticiler kendilerini kutsal bir makamın temsilcisi olarak değil, sorumluluk taşıyan kişiler olarak görüyordu. Ancak zamanla bu anlayış değişti ve iktidar hırsı dinin önüne geçti” dedi.
Dinî değerlerin siyasi çıkarlar için kullanılmasının hem toplumsal hem ahlaki bir bozulmaya yol açtığını dile getiren Çevik, “Saltanat mantığı devreye girdiğinde yapılmayacak şey kalmaz. Oysa din; adalet, merhamet ve insanlık için vardır” ifadelerini kullandı.
GEÇMİŞİN GERİLİMLERİ BUGÜNÜ ŞEKİLLENDİRİYOR
Türkiye’de farklı dönemlerde yaşanan siyasi gerilimlerin ve müdahalelerin toplumsal hafızada derin izler bıraktığını belirten Çevik, darbeler ve vesayet dönemlerinin demokrasiyi zayıflattığını söyledi.
“Geçmişte yapılan hatalar üzerinden sürekli bir korku siyaseti üretildi. Bu korku ortamı hem sağda hem solda karşılık buldu. Oysa artık bu döngünün kırılması gerekiyor” dedi.
DERİN DEVLET TARTIŞMALARI VE GÜVEN SORUNU
Siyasette zaman zaman gündeme gelen “derin yapı” tartışmalarına da değinen Çevik, toplumda güvensizlik oluşturan bu tür söylemlerin sağlıklı bir demokrasiye katkı sunmadığını ifade etti.
“Türkiye’nin ihtiyacı komplo tartışmaları değil; şeffaf, hesap verebilir ve adil bir yönetim anlayışıdır. Güçlü kurumlar varsa, zaten gizli yapılar değil hukuk konuşur..90 larda,2000' lere kadar Türkiye' de derin denilen kimseler, güvenlik birimlerini, adalet birimlerini ve finans kuruluşlarını tamamen kendi işlerinde kullanma safhasına geçtiler ki, bazı sivil kimseleri de mafya diye kullanarak illegaliteyi derin devletin kadim yapısı diye halka yutturdular..Gençlik zamanlarımızda bunu anlamıştık, bunlara karşı savaş verilmesi gerektiğini bir kaç ortamda dile getirsemde buna muvaffak olamadım, çünkü, derin denilen zübükler PKK diye bir örgütü meğer bunlar kurmuş ve bu sayede bunlara karşı olan herkese PKK, Kürtçü, ya da devlet düşmanı; dini, mezhebi,ideolojik vs farklı farklı terörist, ajan damgaları vurmaları kaçınılmazdı, aslında kendileri kendileri işbirlikçi uyuşturucu ve kaçakçılık ayakçılarıdır, anlaşamadığı kimselere kendi içinde dahi bu damgaları vurarak rakiplerini de kolay ekarte edebilmektediydiler...İşte bu kesimin kafa adamları, artık MİT, Asker kökenlerinden geldiğinden, bu kurumlarda önceden oluşumlar oluşturmuşlardı ve istihbarat raporlarını bu kolpalar hazırlıyor,Devlet' in en yüksek tepesine, MGK' ya getirip onları dahi unutuyor veya bazı devlet yetkililerini tehdit ediyorlardı..Türk Brokrasisi, maalesef Türk Milliyetçiliği, Derin Devlet Uydurmasıyla bütün kurumlar , devlete, millete hainlik edenlerce soyuluyor ve bunu da kutsal kavramlar kullanarak yapıyorlardı..En acısıda buydu..
Devletin içindeki namuslu olan asker,polis, siyasetçi ve brokratlardan bu işe karşı olan asıl yapılar ya tasfiye ediliyor, ya tehdit ediliyordu.. Devlet, iç ve dış düşmanlara karşı asla kaos ve puslu hava oluşturmak için asla halkı karşı karşıya getirmez, kutuplara ayırmaz.. Sn.Devlet BAHÇELİ' nin her yaptığı iş doğrudur, hatasızdır demiyorum, çokta eleştirdiğim icraatleri var, ancak bu kesimin elinden bütün kaos araçsallarını aldığı doğrudur, hatta bu iş için aparat olarak kullanılan güya bazı ' Ülkücü Mafya ' denilen ve belkide ülkücü milliyetçi camiaya en büyük ihaneti yapan bu yapılanma, bu isimlendirme yapılmasıdır..
İşte dürüst, ehliyet ve liyakatli, namuslu kadrolarca, daha sonra devlet harekete geçmişve en üst hain, işbirlikçi yönetici kadroyu deşifre ettiği gibi, bu yapılanmaya sürüklenen kim varsa şu anda mümkün mertebe kontrol altına almıştır.. Bugün Sn.BAHÇELİ' yi kötüleyenler, elleriyle sun'i olarak kurulan PKK' nın,artık arçlardan biri olmadığı için, en aşağılık bir yapılanmayla hem halkı bölmeyi ve hem de ülknin bütün mali kaynaklarını çarçur edip, belkide toplumun en aşağılık kimseleri olarak bu hain kolpalar tarihe geçecektir. Maalesef ülke bu anlamda hem fikirsel,hem inanç,kültür temellerini araçsal yapan bu karanlık sinsi kesimin emellerine alet edilmesi hilesinden şu anlık kurtulmuştur.. Devlet içinde ve siyasi liderlerin bazılarında hala bu tehlike tam kaybolmamış ve bu meşum yapılardan azda olsa potansiyel olarak varolan kimseler mevcuttur..Bunları tespit normal siyaset, fikir yürüten ve devlet brokrasinde çalışanlarca anlaşılması zordur..Bu nedenle, daha önce ülkeyi kaosa sokan hangi kesimle diyaloğu olursa olsun veya kullandığı argumanlardanda anlaşılacağı üzere, bu kimseler görevden alınmalı, siyasi pozisyonlarda olanların evvelki karanlık mahfillerle yaptığı işbirlikler ortaya çıkarılmalı ki, halk bunları tanısın ve bu kimselere sırtını dayamasın..Bunlar engellenmeden, ülkede gerçek kadim Türk Halkı geleneği ile devlet yapılanamaz, hatta çürümeye yüztutar..” dedi.
FIRTRATA VE ADALETE DÖNÜŞ ÇAĞRISI
Çevik, dinin özünün insanın fıtratına, yani yaratılıştan gelen vicdani değerlere dayandığını belirterek, siyasetin de bu temelde şekillenmesi gerektiğini söyledi.. Aksi halde başkaları muhakkak bir temel bulur ve halkı,ülkeyi yozlaştırır..Ya da bu kutsal değerler istismarla içi boşaltılır, posası kalır..!
“İnsanlık, adalet ve liyakat esas alınmadıkça hiçbir sistem kalıcı olmaz. Türkiye’nin ihtiyacı; geçmişin kavgasını büyütmek değil, ama yıllarca düşülen hilelerin nasıl üretildiğini, hangi tiniyetteki adamlarca sloganlaştırılıp halka rağmen kaos siyaseti ile kolpa bir yaşamı sağladığını bilinmeli, deşifre edilmeli ki, ahlaki bir yenilenmeyle geleceği daha bilünçle inşa etmeyi sağlayalım..Yani bataklık tam kurutulmadan, yarın başka bir marjinal felsefe ile ve içi kof kümselerce , içi kof , dışı parlak sloganlarla halk manple edilmekten kurtulamaz.. Hala azda olsa bu fırsatçı, beleşçi cehalet odakları, pusuda beklemekte ve' nasıl bir sun' i düşman üretirizde yine kaos,puslu ortamlarda işimizi yürütürüz diyen sefil, sefih kimseler maalesef daima olacaktır..Bu ülkede bu potansiyel mevcuttur..Çünkü ucuz sloganlarla halkı mnple çok kolaydır.. Öyleyse bu anlamda halkımız çok bilinçlenmelidir..” diye konuştu.
Yerli ve Milli Parti Elazığ İl Başkanı İsmail Hakkı Çevik, kutuplaşmanın değil ortak aklın, korkunun değil güvenin, saltanat anlayışının değil adalet, ehliyet, liyakat merkezli yönetimin Türkiye’yi ileriye taşıyacağını sözlerine ekledi.