beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort bayan escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...



İsmail Hakkı Çevik: “Dünya Hukuktan Uzaklaştıkça İnsanlık Karanlık Bir Eşiğe Sürükleniyor” - GÜNDEM - İnternetin Ajansı

Uluslararası Hukukun Aşınması Küresel Güveni Zedeliyor

facebook-paylas
Tarih: 06-01-2026 16:00

İsmail Hakkı Çevik: “Dünya Hukuktan Uzaklaştıkça İnsanlık Karanlık Bir Eşiğe Sürükleniyor” - GÜNDEM - İnternetin Ajansı

Yerli ve Milli Parti Elazığ İl Başkanı İsmail Hakkı Çevik, son dönemde uluslararası hukuk kurallarının açık biçimde ihlal edildiğine dikkat çekerek, devletlerin hukuku bir kenara bırakıp güç ve çıkar merkezli politikalar izlediğini vurguladı. 

Çevik, hukukun evrensel ilkelerinin görmezden gelinmesinin, dünya genelinde istikrarsızlığı derinleştirdiğini ifade etti.

Dinsel ve Milli Söylemler Yayılmacılığın Kılıfı Haline Getiriliyor

Açıklamasında bazı ülkelerin yayılmacı politikalarını dinsel ya da milli gerekçelerle meşrulaştırmaya çalıştığını belirten Çevik, bu yaklaşımın insanlığı tehlikeli bir sürece sürüklediğini söyledi. Çevik, “Milli çıkar adı altında yapılan her hukuksuzluk, aslında küresel barışı biraz daha zayıflatmaktadır” dedi.

Savaşın Tanımı Bulanıklaştı: Sıcak mı Soğuk mu Belli Değil

Dünyanın birçok bölgesinde yaşanan çatışmaların artık klasik savaş tanımına uymadığını ifade eden Çevik, vekâlet savaşlarının, örtülü müdahalelerin ve zaman zaman açık askeri hamlelerin iç içe geçtiğine dikkat çekti. Bu belirsizliğin, sivilleri doğrudan hedef haline getirdiğini ve insani bedelin giderek ağırlaştığını belirtti.

Küresel Güç Mücadelesi İnsanlığı Tehdit Ediyor

İsmail Hakkı Çevik, büyük güçler arasındaki rekabetin sadece bölgesel değil, küresel bir kriz alanı oluşturduğunu vurgulayarak, bu mücadelenin insanlığı problemli ve öngörülemez bir geleceğe doğru ittiğini söyledi. Hukukun değil, gücün belirleyici olduğu bir dünya düzeninin sürdürülebilir olmadığını ifade etti.

Çözüm Hukuka, Aklıselime ve Adalete Dönüşte

Açıklamasının sonunda Çevik, kalıcı barışın ancak uluslararası hukuka samimi bir dönüşle mümkün olabileceğini belirterek, adalet, diyalog ve karşılıklı saygı temelinde yeni bir küresel anlayışa ihtiyaç olduğunu dile getirdi. “İnsanlık, güçle değil, ahlakla ve ondan ilham alan hukukla ayakta kalabilir..Bu yüzden semavi dinler, kişinin özel ve yerelde Tanrı' ya yakarışına, örf adetlere dokunmayan, düzgün adetlerde varsa insanlığın onuruna genel anlamda bir halel olması durumunda ancak onu sağlıklı, örfe uygun ve tabi ki ahlak, genel hukuk kaidelerine aykırı olmamak üzere düzenlemeler getirdiğini anlıyoruz.. Yani dinin ve tabii ki bu fıtri temel  ahlak kaidelerinin temelinde bazı olması yasak olan,  haksızlık, bir taciz, sınırlara tecavüz/ saldırı yoksa, zulmü,fesadı yayma, örgütleme yoksa, bu durumda karşıdakine  illaki dinimi yayacağım veya milliyetçiliği benim kurallarım belirler,sadece ben üstün ırkım, diğerleri bana itaat edecek, ideolojiyi aynen peygamber gibi din yapıp, ona tapar gibi  ahlak/ fıtrat gibi ben dayatırım, o halde herkes benim emrimle hareket edecek, dünyadaki kaynaklar ancak özel olan bizim hakkımız önceliklidir, mantığı, elbette sığ, absürt, ilkel bir kafadır.. Bu cahilce tavırla insanlara zulmen bir savaş, zorbalık asla olamaz, bu klanlarda, kabilelerde, aşiretlerde bile olmaz, olamaz.. İnsanlar, birbirlerinin farklılıkları ile anlaşabilme,tanışma ve her bölge, ülke vs nin bir gelir ve imkanı olduğu ve bu farklı imkanın başkasında olmayan ile bir kısmını takas yapabileceği, ya da satın alabileceği, hayati gelir ve kaynakları, örnek su gibi, petrol gibi ortak insanlık değerlerinde imkan ölçüsünde  paylaşım sağlamak, ya da ucuzca fiyatlarla sağlamak için insanların farklı farklı yerlerde, haliyle çevre faktörleri nedenli  farklı renk , farklı fizik yapılarından olması, insani  bir  suç değil, kötü bir şey değil, sadece iletişimi, ticareti, farklı alanlarda yardımlaşmayı geliştirmekten başka bir farklılık sayılmamalıdır.. Bu farklılıklar, farklı imkanlar  yayılmacılığı değil, hatta daha faydalı iletişimlerle, daha güzel değerlendirilmelere kapı aralamalıdır, diyerek Kur' an' dan  Hucurat Süresi,13. ayeti  örnek getirdi : "Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık, tanışasınız diye sizi kavim ve kabilelere ayırdık, Allah katında en değerli olanınız O’na itaatsizlikten en fazla sakınanınızdır. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir, her şeyden haberdardır.”... Hucurat Süresi 9.Ayeti : " Eğer müminlerden iki grup birbiriyle kavgaya tutuşursa hemen aralarını düzeltin; ikisinden biri diğerinin hakkına tecavüz etmiş olursa -Allah'ın emrine geri dönünceye kadar- haksızlığa sapanlara karşı savaşın; dönerlerse aralarındaki anlaşmazlığı adaletle çözüme bağlayın ve herkese hakkını verin."
ve özellikle Tanrıya inandığını söyleyenlerin dikkat etmesi gereken en birinci davranışın adalet olduğunu belirterek Maide Süresi 8. Ayeti de son olarak  bir delil olaraknsundu : 
" Ey Tanrıya,Kitap ve Peygambere İnandığını söyleyenler ! ( Eğer gerçekten inanıyorsanız) Allah için adaletle şahitlik edenler olmayı( Allah size emretti).. Bir topluluğa karşı duyduğunuz kin, sizi adaletten saptırmasın, adil davranın, bu Allah'a karşı sorumluluk bilinci duymaya en yakın olan davranıştır. Ve ancak Allah' tan sakının ki, bu sakınma ancak ilim, bilim, ehliyete, hukuka, temel fıtrat ahlakına ( Benim size ezelde bahşettiğim ve sadrınıza koyduğum fıtrata) hakkiyle uyarak olabilir.. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır." 

Bu ayetlerden anlıyoruz ki bütün insanlık, öncelikle Tanrısal bir sanatla fıtratı adalet olan temel bir bakışla yaratıldığı, ama bazen anlaşmazlık olursa hukuka,Kitab' a müracaat edilerek iş tutulması da temel insani fıtratın sarsılacağı da anlaşılmalıdır..
Şayet bir densiz , cahil bir topluluk, ülke vs vars ada ne fıtrata, ne bir kurala  uymazlarsa , diğer ülke, topluluk vs  kuvvetlerin hepsi birleşip hukuka uymayana zor kullanıp, hukuka adil bir şekilde yanaşması sağlanınca ,artık zulm edilmemesi gerektiği belirtilmiş ve farklılıklar, asla adaletsizliğe bir yol olmadığı, açıkça belirtilmiştir..Anlaşılıyor ki, hakaret, haksız saldırı eylemi olmadıkça, insanlığa zararlı söz ve davranış görülmedikçe, zararlı şeyleri, fıtrata uymayan ,insanlığa bu anlamda ileride fesat çıkarıcı fikirler olmayan icraatlar kimsenin fikrine, zikrine, ibadetine, camisine, kilisesine, havrasına karışılmadıkça bir suç teşkil etmediği esastır.. Ama bütün bu zararlı mı,faydalı mı konularıda toplumların din,örf adet çoğunluğunun hükümetinin özgür bir şekilde ve cumhurla , demokrasiyle ve elbette ilim, bilim, hukuk önünde ispatı gerekir ki, ona göre bir söz ve hamle geliştirilsin.. Yoksa, benim fikrim daha doğru diyen bir despotun veya cahil bakış açılarının demesiyle olmaz bu işler.. Şu andaki çıkarcı doyumsuz siyasi kafa bu işlerin düzgün çalışmasının zorladığı da bir gerçek..
İşte bütün bu temel akli hem dine ve hem temel hukuk kaidelerine uyulmaması sonucu, bu menfi siyasal, toplumsal, dini, fikri, etnik tutarsızlıklar olmaktadır ... 
Yukarıdaki ayetler bize milletlerin bu anlamda bir araya gelerek hukuk gücünü bu temellerle icra edici bir ciddi kuvvet bulundurması gerektiği de açıkça anlaşılmaktadır ..Ama maalesef BM  ' de ne bu güç var , güç olsa  bu gü nasıl hangi ölçülerle icra ettiği , edeceği de belli değil.. Beş ülke BM Güvenlik Konseyi okuşturmuş ve hatta bunada uyulmamakta..Beş ülke ortak olarak şu anda karar vermeden tek başına bir ülke çıkıyor, hukuka aykırı icra yapıyor.. Burada bir şeyler aramak lazım..! Bu normal bir icra değil..Arkada başka şantajlar, bazı mahfillerce ki elbette bu mahfiller yine absürt uyduruk dini söylemlerle ve ezoterik, ama gelinen çağda hala ilme, akla uymayan girişimlerle insanlığı dönülmesi zor bir sürece çekmektedir.. 
Bu durum, diğer zalim iktidarların, küresel güce itaat etmesi sonucu, başka zulümler, suçlar işlemesinin mubah olduğunu da meydana çıkaracağı bir gerçek ve çıkartmışta.. O halde ' benim tarafım suç işler, halkına zulm eder' mantığı hem yerelde, hem küreselde, böyle devam ederse; dünya bu anlamda  bir adalet, bir barış göremez ve  barışı ancak bu güce erişeceğini beklemekle  zaman geçirecektir..Bu durumda köprünün altından nice sular geçer "sözleriyle çağrısını yineledi.

"Son olarak, şunu söylemem gerekir ki; Peygamberler, zulüm ve haksız bir saldırı olmadıkça  veya planlanan bir ekonomik sarsıntı amaçlı hileler ve sosyal kargaşa çıkarmak amaçlı  bir planlı sömürü çabalarını haber almadıkça, ya da başka bir ülkede insanları köle yapan, zulm eden bir rejime karşı halktan bir imdat yardım çağrısı gelmedikçe  asla ne kendi toplumunda bir anarşi maksatlı başkaldırı yapmış, ne  de başka bir kimseye, topluluğa, ülkeye savaş açmıştır.. Hatta hukuka, insanlığa aykırı bir durum olsa da, önce diplomasiyi seçmiştir..Peygamberler tarihi ve adil hukuka bağlı hükümdarların tarihlerinde bu açıkça görülmektedir.. Demek ki gerek dini ve gerek etnik/ ırki, gerek ideolojik yanlış anlamsız kaygılarla küresel güç olsun, bölgesel olsun, yerel olsun durup dururken sırf çıkarları daha yüksek seyretsin diye bir hukuksuz eylem ve hele bir toplumun liderini dünyanın gözü önünde kendi yasalarına göre uydurduğu gerekçelerle haksız bir  adam kaldırma, lideri alma ve güya yargılama eylemi,  insanlığa başka başka sorunların habercisi olacağı anlaşılıyor.. 
Bu nedenle bazı güçlü devletlerin ,salt gücü azalıyor diye diplomasiyi terk etmesi ve salt çıkarcı bir gaye güderek, tutarsız gerekçelerle çatışma araması ve bunu başka ülkelere demokrasi, hukuk , adalet getiriyorum, diye yapmasının, göründüğü kadarıyla hiçbir makul gerekçesi yoktur..Varsa,  açıkça bunu Birleşmiş Milletlerde ispat etmeli ve  ortada bir suç varsa BM kararı ile bazı yaptırımlar elbetteki yapılmalıdır, buna kimse karşı gelmez.. Aksi halde DEAŞ' ın veya buna benzer dini, ideolojik, etnik vs  örgütlerin bütün dünyaya, dinimizi, fikrimizi yaymak , milliyetçiliğimiz gereği  savaş meşrudur ,anarşi meşrudur, söylemlerinden, bu işin pek farkı olmaz..Bir an evvel gerek yerel, gerek bölgesel ve gerek kürsel yapılar bu ahlaksız adaletsiz, zulm kokan ve önü alınmazsa bu fesadın dünyayı saracağı girişimler terk edilmelidir..Çünkü tedhiş, tedhişi doğurmaktadır..
Hiç bir Eşkiya ne yerele, ne bölgeye ve ne de dünyaya ila nihaye hükümdar olduğu asla görülmemiştir !" diyerek konuşmasını sonlandırdı.




Kaynak: 22haber.com.tr




Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ

Edirne Belediyesi'nin Çalışmalarını Beğeniyor-musunuz?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI